Udumbara Çiçekleri

Kehanet Çiçeği de denen, Orta Asya'da üç bin yılda bir açtığına inanılan Udumbara Çiçekleri... (“Kaderler TABLETİ”  M. Mollaosmanoğlu ) Adlı Romandan Alıntı:

“Yaradan, yukarıda mavi gök ile aşağıdaki yağız yeri aynı anda yarattı, ikisinin arasına da insanoğlunu koydu…” diye anlatmaya devam etti Şaman. “Gök semayı yıldızlarla donatırken, aşağıya da yer altı tanrılarını gönderdi… Böylece yer ananın belâlısı sekiz yer altı tanrısı dal budak saldı etrafa, insanlara ve hayvanlara hastalık gönderdiler, obaların üzerine kötü ruhlarla çöreklendiler velhâsıl yer ananın karın ağrısı oldular hep. Onlar ki ölen insanların ruhuyla beslenip, yıldızların ışığıyla susuzluklarını giderdiler yaratılıştan beri. Yuğ törenlerini neden yaparız zannedersin? Yer altı tanrılarını defederiz böyle başımızdan, ölümüzün ruhunu tertemiz teslim ederiz arşa. Ancak bir şeyi engelleyemeyiz. Yıldızlardan akan şavkı… O dirliksizler zehir bildikleri yalnızca bir yıldızın şavkından kaçarlar o da Börig’dir. Savaşçı Cetegey (Mars) bir süredir tam Börig’in (Köpek Takımyıldızından Sirius) yanında…” Derin bir iç çekti. “Işığını kaybeden Börig kötü ruhlara karşı kendi öz ruhundan bir parça yolladı yağız yere. Udumbaraları yolladı… Zannedersin ki Udambara Çiçekleri ayın ışığını yansıtıyor. Ama hayır yabancı, Udumbara, Börig’in ışığını çekiyor ve dağıtıyor etrafa. Şu gördüğün, minicik külâhlara benzeyen çiçekler cüsselerine bakmadan kötü ruhlara savaş açtılar…”

Şaman’ın anlattıklarına efsane gözüyle bakmak yerine, kendi bilgilerini de katarak mantıklı açıklamalar getirme yolunu seçen Engin can kulağıyla dinlemeye devam etti. Zaten Şaman da efsane anlatan halk büyücüsünden ziyade gizli bilgiler aktaran mistiklere benziyordu…

Üç bin yıl sonra yeniden bir kere daha “Ay, Kün, Cüzen, Erklik, Yer Sağrısı, Cetegey, Tennir, Keram, Karan, Tepmez, Dugan (Ay, Güneş ve Dokuz gezegen) aynı hizaya gelecek yarın gece yarısından itibaren. Börig’e engel arttıkça Udumbaralar coşacak, bozkıra, çöle her tarafa yayılacak…” Sesini kıstı ve fısıldar gibi konuştu, “Ya-da taşını cinlerden almak için bundan daha iyi bir fırsat ancak üç bin yıl sonra gerçekleşebilir, anladın mı beni yabancı. Udumbaraların neden üç bin yılda bir açtığını anladın mı? Kurdun şavkı minicik çiçekler olup gökyüzünden yere indi, bu takdir senindir, sana sunulmuş bir hediyedir…” dedikten sonra geri dönerek kalabalığın arasına karıştı.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: