Kitaplarımda Şili-Peru-Bolivya Etkisi…

Her şey iki binli yılların başında internette rastladığım bir resimle başladı… Resim de şu; hâlâ saklarım.

8535826594_e74c60113a_b

Literatürde “Dejavu Etkisi” diye bir tabir var mı bilmiyorum, yoksa da ben uydurmuş olayım. Dejavuyu bilirsiniz, hani ilk defa duyduğunuz bir melodiyi önceden tanır gibi olursunuz, bir yerde ilk defa karşılaştığınız bir insanla eski tanış olup olmadığınızı düşünürsünüz, bu tür davranışlar… İşte ben de resmi görür görmez, “Acaba çocukluğumda etki altında kaldığım bir filmden hatırlıyor olabilir miyim?” diye düşündüm, ilk anda mantık yürütebileceğim en kolay sonuç buydu. Bu şekilde kafaya taktım, düşün düşün… Hayır, resmin altında neresi olduğunu yazsa işim daha kolay olacak ama hiçbir bilgi yok.

Hepimiz bir yerlerde resim görür, ilgi duyar, hevesle yahut merakla bakar, inceleriz fakat birkaç dakika sonra unutur gideriz, bendeki durum farklı oldu, o resim gözlerime yapıştı ve bir daha gitmedi. Google Earth üzerinde deniz kıyısında çöl olan yerleri taramaya başladım. İlk aklıma gelen, dolayasıyla ilk çalışma alanım Afrika oldu. İkna edici bir sonuç çıkmadı. Sonra Güney Amerika’ya başladım. Atacama Çölü’nün yapısı resimdeki yapıya benziyordu, umutlandım sonra bingo! Bulmuştum; Antofagasta-ŞİLİ.

1351917952_b35b1d9719_b

Antofagasta Bölgesi / Şili

Bakmayın kısa bir paragrafla anlattığıma, bu araştırma dönemim en az bir yıl sürdü. Söyledim ya borç gibi takılmıştı aklıma… Hani borç ödenir sorun biter ya fakat benim derdim bundan sonra başladı. Artık deli gibi internet sitelerinde Antafagasta’yı ve çevresini araştırıyor, resimlerini biriktiriyor depoluyordum. Bir yandan da düşünüyordum nedir beni oralara çeken! Baktığım her resimde aşina bir şeyler bulabiliyordum. Yolları, köyleri, kasabaları öğrenmiyordum, hatırlıyordum.

İnsan yaşamı bir perdenin gerisinde cereyan eder, çoğu insan bunun farkında değildir, mecazi ‘perde’ kavramından da bihaberdir. Bilinç denen kozmik akıl bedensel değil ruhsal düzeyde olduğundan perdeyi anlamak için şuur kelimesinin anlamını kavramak, ya da bir başka deyişle bilinçötesini idrak etmek gerekir. Elbette burada metafizikten, mentalizmden filan bahsetme niyetim yok. Sadece bir seyahat yazısının girizgâhını yapıyorum. Neden Şili’ye, Peru’ya ve Bolivya’ya, sılaya duyulan türden özlem duyduğumu anlayın diye. Anlamadıysanız da boş verin, zaten hayatta anladıklarımız anlayamadıklarımızın küçücük bir oranı değil mi… Anlaşılmaza olan hayret ifadesi ‘Sübhaneke Beraketü’ der geçersiniz, olur biter. Hem böyle deyip geçebiliyorsanız muhtemelen benden daha mutlusunuzdur.

Neyse, işte o yıllarda ilk romanını bitirmiş yayınevi arayan taze bir yazardım. Her yeni yazarın geçtiği evrelerden geçiyordum, hani yayınevlerinin, ‘kriterlerimize uygun değil’ klişesiyle reddetmesi var ya, öyle… Bazıları pes eder yazarlık serüvenini bırakır ama ben de tam tersi bir durum meydana gelmişti ve ikinci eserimi ruhumun derinliklerinde izi olan Şili-Peru-Bolivya topraklarında geçecek şekilde yazmaya başlamıştım bile, hem de belki hiçbir yazara nasip olmayacak bir şevkle, hevesle. ‘Ata Mezarlığı’ adlı eserim böyle ortaya çıktı. Ha, o resim olmasaydı, bilinçardımı keşfetmeseydim yazarlık hayatım sürer miydi o da ayrı bir mevzuu. Yaşam olasılıklarla süren ilahi bir program olsa da olasılıkların içinde müdahaleler var tabii, anlayana!

Bu esnada ilk eserim olan Ataerkil’i, kişisel yayıncılık adıyla faaliyet gösteren, ücretini vermek kaydıyla ne götürürsen basan yayınevlerinden birisinden çıkarmıştım. Aslında bu yayınevlerinin büyük bir boşluğu doldurduğunu ve pek çok yazarı sektöre kazandırdığını belirtmeliyim, yoksa haksızlık ederim çünkü başka türlü (torpilsiz-çevresiz) bir ilk eseri yayınlatmak çok zordur edebiyat dünyasında. Ben de böyle basılan ilk kitabımın ardından biraz kişisel gayretlerimle, biraz bir yazar ajanıyla çalışmaya başlamamla, biraz da medya reklamlarını kullanmamla bir rüzgâr yakalayabildim ve ikinci eserim olan Ata Mezarlığı’nı profesyonel yayınevlerinden birisinden çıkarmam mümkün oldu.

Muradıma ermiş ve ikinci eserim o zamanın popüler yayınevlerinden GOA’dan çıkmıştı. Eserin editörlüğünü yapan Pınar Hanım, Şili ve Peru’da beş yıl kaldığını ve eserimden bu açıdan çok etkilendiğini (ama bir editör olarak dilbilgimin felaket olduğunu da eklemiş ve okkalı bir fırça yemiştim, belirtmemek olmaz tabii,) benim oralarda ne kadar kaldığımı ve nasıl bu kadar ruhuma sindirebildiğimi merak ettiğini soran bir mail atmıştı da ben yanıt verememiştim, maili almadım gibi davranmıştım. Ne diyecektim? Peru’ya Şili’ye ömrüm boyunca bir kere dahi gitmediğimi mi?…

5572485497_2dc891d87d_b

Şili / Antofagasta

Üçüncü eserim Cennet Ayracı’nda bir mola verip Toros Dağları’nda geçen bir macerayı anlattıktan sonra aklımı fikrimi kemirip duran Şili’ye tekrar uzandım ve bu defa ÇARK’ı kurguladım. Böylece bedenimin gitmediği fakat bilincimin fazla aşina olduğu topraklarda geçen iki eserim oldu.

Nereye geleceğim? Peru-Bolivya seyahatime… Şili’ye özellikle gitmedim çünkü orası benim için özel bir rehabilitasyon alanı ve öyle on beş günde filan kendimi tazeleyemem. Uygun bir zamanda en az bir aylığına gitmeyi ve köy köy dolaşmayı hedefliyorum. Sizlere bir sonraki bloğumda (henüz hazır değil-1 haftayı bulur) Peru-Bolivya seyahatimi anlatmaya başlayacağım, enteresan resimler paylaşacağım, bilgilerimi ve tecrübelerimi aktaracağım ve gitmek, görmek isteyenlere rehberlik yapacağım. Biraz uzun olacak, bir kaç parça olacak ama değecek inanın çünkü bu enerjisi sindirilmiş, şuurlu bir seyahat oldu. Günümüzü de İnkaları da zerre zerre yaşadık, idrak ettik ve titreye titreye hücrelerimize katıp da geri geldik. Şili daha sonra…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: