Bu bloğumda Şubat 2026’da yayımlanan yeni romanım Ölümcül Baobab hakkında biraz bilgi vereceğim:
Baobab ağacı-sığınmacı metaforu üzerinden kurgulanmış bir gerilim romanı ki nitekim, “Kırgıbayırlarının kırgıisanlarına; sığınmacılara,” diyerek yerinden yurdundan edilmiş insanlara ithaf ettim.
****
Hikâye İstanbul’daki bir klinikte başlıyor, burası sıradan, bildik kliniklerden değil. Keza hem orada yaşananlar hem de görevli insanlar, akıl almaz olayların ve işe karışmış şaşırtıcı karakterlerin gölgesinde ortaya çıktığında şok edici olacağı belli açıklamalara muhtaç. O noktada baobab-sığınmacı metaforu gibi bir de minnet evreni-korku evreni metoforu ihtiyacı doğdu ve romanın edebi kurgusu bu iki metafor üzerinden inşa edildi.
Gelelim kliniğe; sahibi Cihangir Kent’in bir sabah Marmara Denizi’nde cesedi bulunuyor. Geride dikkat çekici iki isim var, Cihangir’in sahip çıktığı ve klinikte görevlendirdiği Azgar adındaki genç Afgan sığınmacı bir de kliniğin hizmetlilerinden malın gözü, güvenilmez, kötülük timsali bir kadın olan Satenay.
Yirmi beş yaşındaki Azgar Naik romanın esas kahramanı. Hafıza sorunları var, belleğindeki bölük pörçük anıların kaynağını bilmiyor, üstelik bu anılar dünyanın değişik ülkelerine yapılmış seyahatlerle ilgili ama Azgar’ın sığınmacı olması bu seyahatleri imkânsız kılıyor, o zaman birinin hafızası onunkine nakledilmiş olma seçeneği doğuyor. Satenay’sa üzerinde örtülü bir güç taşıyor, her taşın altından çıkma potansiyeline sahip, kırk yaşlarında bir kadın. Azgar’ı hem cinsel yönden istismar ediyor hem de manipüle ederek emelleri doğrultusunda kullanıyor. Azgar ondan tiksiniyor ama bir türlü yörüngesinden çıkamıyor.
Cihangir’in ölümünden bir hafta sonra kliniğe Jayen Bekri adında yeni bir yönetici atanıyor, çok güzel bir kadın olan Jayen, klinikle ilgili sırların bir kısmının Azgar’ın sorunlu belleğinde olduğunu seziyor, hatta Cihangir’i onun öldürmüş olma ihtimalini de göz ardı etmiyor ve genç sığınmacıya özel ilgi gösteriyor. Azgar’sa, Jayen’e âşık oluyor. Biri ipucu peşinde koşan olgun kariyerli kadın, diğeri ilgiden lehine pay çıkarmaya çalışan platonik genç âşık; kuşkuların, çatışmaların, umutların, hayal kırıklıklarının gölgesinde başlayan bu tuhaf bir ilişkiyi kliniğin sırları zamanla bir koza gibi sarıyor. Keza klinik görünüşte sığınmacılara yeni hayatlarında teknik ve psikolojik destek veren, onların sosyal hayata karışmalarını kolaylaştıracak tedbirleri alan tıbbi bir kuruluşken aslında bunun bir ambalaj olduğu, sığınmacıların hayvan sürüleri gibi kısırlaştırıldığı, uygun şartlarda organ ticareti de yapılan erdemsiz bir kara delikten başka bir şey değildir.
Doktor Cihangir Kent’in ölümüyle onun gizli terapi odasında unutulan ve bir hafta sonra cihazlara bağlı aç ve susuz vaziyette Azgar tarafından bulunup kurtarılan Veo adlı genç, Jayen ve Azgar için görünüşte bir kurbandır, farklı bir karakteri olduğunu fark ederler, kurnaz ve sırlı biridir, Cihangir’le olan bağlantısını, geçmişini, kendini anlatmaz, bir gün sonra da ortadan ansızın kaybolur; peşinden de kliniğin hizmetlisi, kötülük timsali Satenay. Kliniğin iki karanlık siması önce Cape Town’a oradan da Madagaskar’a giderler, bürokrasideki bağlantıları sayesinde iz süren Jayen de Azgar’la beraber onların peşine düşer, zaten asıl macera da bundan sonra başlar.
Şimdi gelsin sorular: Jayen kimdir, Azgar sorunlu belleğinin anımsamasına izin vermediği hangi kötülüklere bulaşmıştır, bu tuhaf patron-çalışan ilişkisi aşka dönecek midir, Cape Town’daki Masa Dağı’nda uçuruma atılan ve onu atan Türkler kimlerdir , hiç hesapta olmayan Madagaskar neden kliniğin bütün sırlarının yanıtına ulaşıldığı yerdir ve sadece Madagaskar’a özgü baobab ağaçları nasıl ölümcül bir tuzağın parçası haline getirilmiştir?
Sırlar ortaya döküldükçe savaşların, göçlerin ve herhangi bir yere ait olamayan insanların açtığı yaraların pek konuşulmayan, dehşet verici verici bir başka yüzüne tanıklık edecek, hâlâ erdemsizliklere karşı savaş veren soylu utanç sahibi insanlar olduğunu görüp umutlanacaksınız.
Özetle, Ölümcül Baobab kalıp olarak belki bir gerilim romanı ama aynı zamanda bir seyahat, bir aşk, bir ruhsal arayış ve kötülükle iyiliğin ölümüne savaştığı bir felsefe romanı da.

KİTAP HAKKINDA:
Tür: Psikolojik-Gerilim-Kurgu
Tema:
1-Sığınmacılar sorununun konuşulmayan örtülü kısmı; tedavi ve terapi adı altında gerçekleştirilen kısırlaştırmalar ve organ ticareti…
2-Sığınmacı istismarına adı karışmış bir kliniğin sahibinin gizemli ölümü…
3-Aynı klinikte görevli genç Afgan sığınmacı ile kliniğin başına yeni gelen kadın yöneticinin birbirlerine karşı bastırdıkları duyguları…
4-Genç Afgan’ın maruz kaldığı terapiler sonrası ortaya çıkmış bellek sorunları…
5-Cape Town’daki Masa Dağı’nda kliniği ilgilendiren büyük sır…
6-Madagaskar’da ölen griotun (önder) baobab ağacının gövdesi oyularak içine konması ve yeni griotun bir hafta cesetle aç susuz yaşama ritüeli…
7-Ve bu ipuçlarından İstanbul’daki kliniğin sırlarına uzanan yol…
ORTAM:
Konu üç ayrı ülkede geçer: Türkiye_ İstanbul, G.Afrika Cum._ Cape Town, Madagaskar_ Antananarivo ve Morondava
*İSTANBUL:Sadece göçmenlere hizmet veren, yarı resmi bir kuruluş olan Cihangir Kent’in yönettiği adsız klinik Hasdal taraflarında metro çıkışına birkaç yüz metre mesafede ormanlık arazinin içindedir, dışarıdan askeri tesis gibi algılanan, gür ağaçların arasında kaybolmuş üç katlı, bin metrekareye oturan tekdüze beyaz bina, Göçmen İdaresine bağlı özel bir birime hizmet etmektedir. Kliniğin görünen yüzünün arkasında küresel bir yapıya hizmet eden sığınmacıları gizlice kısırlaştırma operasyonları yer alır. Ayrıca eski ortakların adı organ ticaretine de karışmıştır. Bu ortamda, kliniğin kendi içerisindeki hesaplaşmalar Cihangir’in ölümüyle su üstüne çıkar.
Mekânlar: Klinik ve içinde bulunduğu orman. Ormanın kuytusunda yer alan, yalnızca Madagaskar’a özgü İstanbul’da yetişmesi imkânsız tropikal iklimlere has gizemli bir Baobab Ağacı. Beyoğlu gece hayatı, Tuzla Hayırsızada’da işlenen cinayet, Nişantaşı’ndaki bir apartman dairesi. İstanbul-Cape Town uçuşu.
*CAPE TOWN:İstanbul’dakiyle kardeş klinik statüsünde bulunan Cape Town, Simanstown kliniğinin yöneticisi Cihangir’in ortağı Tevfik Koral’ken, Masa Dağı’nda öldürülmesinden sonra Güney Afrikalı Duncan Gerber tarafından yönetilmeye başlamıştır. Hâlâ orada çalışan Türk görevliler vardır. Güney Afrika Türkiye’den yıllar önce benzer göçlere sahne olduğu için bozulan ekonomisi, güvenlik sorunları, Türkiye için gelecekten pencere açmak gibidir. Nitekim dünyanın en güzel şehirlerinden Cape Town sokakları günün bitişiyle sessizliğe bürünen, hırsızlık ve gasp çetelerinin etrafta kol gezdiği bir yer haline gelmiştir ve devlet bununla başa çıkamamaktadır.
Mekânlar: Cape Town’da beş yıldızlı bir otel, Cape Town’ın ikonik Masa Dağı. Sahil kasabası Simonstown’daki klinik, Çocuk ticaretinde kullanılan False Körfezindeki Seal Kayalığı ve etraftaki katil balinalar, Cape Town-Antananarivo uçuşu.
*MADAGASKAR: İstanbul’daki klinikte çalışan Madagaskar asıllı Satenay adındaki hizmetli, kliniğin gizemli çalışanlarından genç bir erkek olan Veo ile Madagaskar’a kaçmıştır. Antananarivo’da sığınmacılarla ilgili bir yardım derneğinin başı olan Emir Yurt Andreyev İstanbul’daki kliniğin eski ortaklarındandır ve klinikte dönen illegal işlere savaş açmış biridir. Satenay ve Andreyev karşılaşması büyük bir yıkıma neden olur, açığa çıkmamış hiçbir sır kalmaz.
Mekânlar: Antananarivo Şehri, Antananarivo şehrinde hipnoterapi seansı yapılan bir klinik. Antananarivo-Morondava uçuşu, Baobab ormanları, Morondava kırsalı, Madagaskar’a has coğrafik bir oluşum olan kırgıbayırları, İlkel bir köy ve yerliler, Baobab ağacında yapılan ölümcül bir ritüel.
*Ayrıca Afganistan’ın Herat şehri ve roman kahramanı Azgar Naik’in çocukluğu, oradaki ortamı, Afganistan’dan kaçıp İran topraklarında süren zorlu yolculukları da anılar şeklinde işlenir.

ROMAN KİŞİLERİ:
Azgar Naik: Beş yıl önce ailesiyle Afganistan’dan Türkiye’ye gelmiş yirmi beş yaşında bir genç; kendine has bir mağrurluk, yakışıklılık ve zekâya sahip. Babası göç esnasında İran topraklarında ölmüş, annesi Türkiye’ye gelince bir kapıcıyla, kız kardeşiyse varlıklı bir dul adamla evlenmiştir. Azgar uzun süredir hafıza sorunları yaşıyor. Belleğindeki bölük pörçük anıların sebebini bilmiyor, bu anıların dünyanın farklı bölgelerine yapılmış seyahatlerle ilgili olması işi daha fazla karıştırıyor. Keza bir pasaportu yok ve Türkiye dışına hiç çıkmamış. Çalıştığı kliniği sarsan ölümlerle bir ilgisi olabileceğinden şüpheleniyor fakat hafızası gerçeklerin önünde en büyük engel. Katil olup olmadığını öğrenmenin peşinde koşacak.
Cihangir Kent: İlgi gören kişisel gelişim eserlerinin yanında, katıldığı televizyon programlarıyla da tanınırlığı artmış ‘Hayal Tamircisi’ lakaplı bir psikiyatrist. Bir sabah Tuzla Hayırsızada’da cesedi bulunuyor. Azgar için önemli biri, çünkü ona kliniğin çatı katında bir oda ayarlamış sonra eğitim aldırarak diploma sahibi yapmış, sosyal hayatını yönlendirmiş, hesabına her ay sabit bir ücret yatırmış. Ölümüyle birlikte Azgar’ın her şeyini kaybettiği zannediliyor ama öyle olmuyor.
Jayen Bekri: Cihangir Kent’in ölümünden bir hafta sonra kliniğe gelen yeni yönetici, otuzlu yaşlarda ve çok güzel bir kadın. Azgar Naik’le aralarında başlayan çekimi statü farkı, yaş farkı, güvensizlik gibi kendilerine özgü gerekçelerle birbirlerinden saklasalar da pek kopamıyorlar, önce Güney Afrika’nın Cape Town kentine oradan da Madagaskar’a gidecekleri zorlu bir yolculuk var önlerinde.
Satenay Tarihçi: Madagaskar göçmeni, kliniğin birkaç hizmetlisinden biri, madrabazın, şerefsizin, aşağılığın teki, malın gözü bir kadın. Güzel sayılmamasına rağmen kocaman etli dudaklarına ve iri siyah gözlerine yerleştirdiği davetkâr mimiklerle erkekleri uyarma konusunda usta. Etrafındakileri ezen, gaddar bir karaktere sahip fakat patronlara yaranmak için adice davranmayı becerebilen, çekince uyandırma konusunda hiç zorlanmayan biri. Azgar onun şehvet haricinde de başka örtülü güçler taşıdığını seziyor, adını koyamıyor. Romanın en tehlikeli karakteri…
Kirkor Abi: İnsan kaçakçısı, Afganistan’dan Türkiye’ye olan sığınmacı göçünü organize ediyor. Kliniğin sırlarının açığa çıkmasında Azgar’a yardım ediyor. İyilikte ve kötülükte dengeyi sağlayamayan bir karakter…
Tevfik Koral: Cihangir’in ortağı, sığınmacı istismarı ve organ ticaretinde parmağı olan biri, Cape Town’da Masa Dağı’nda uçuruma atılarak öldürülüyor.
Bennu Koral: Tevfik Koral’ın eşi, ayrı yaşıyorlar, aynı zamanda Cihangir Kent’in sevgilisi. Ortadaki büyük oyunun bir parçası ama geri planda kalmayı başarıyor.
Veo Koral: Romandaki en gizemli karakter. Azgar onu Cihangir’in gizli terapi odasında ölmek üzereyken buluyor. Madagaskar asıllı, Türkiye’ye getirilip yetiştirme yurduna verilmiş Tevfik ve Bennu Koral tarafından evlat edinilmiş.
Emir Yurt Andreyev: Cihangir ve Tevfik’in ortağı, sonradan kliniğin illegal işlere bulaştığını öğrenip ayrılıyor ve Madagaskar’a yerleşiyor. Orada sığınmacılara yardım eden uluslararası bir derneğin başında. Azgar Türkiye’ye geldiği yıllarda ailesine destek olmuş, Azgar’ın unutturulan geçmişinde çok önemli biri.
Azgar’ın Annesi: Azgar’dan sadece on beş yaş büyük, ürkek, eğitimsiz bir doğulu kadın. Türkiye’ye gelince Tekin adında bir Türk’le evlenmiş, Azgar adamdan nefret ediyor. Kadın Cihangir’in Azgar üzerindeki zihinsel istismarından haberdar ama tehdit edildiği için sesini çıkaramıyor.
Duncan Gerber: Cape Town’daki kliniğin yöneticisi. Satenay ve Veo’nun izini onun sayesinde sürüyorlar ama Azgar adamdan hoşlanmıyor çünkü Jayen’e kur yapıyor.
Sueda ve Emsal Can: Cape Town kliniğinde çalışan Türk karı koca. Veo ve Satenay’la ilgili pek çok sırra sahipler, hatta bazı düğümler ikisi sayesinde çözülüyor.







