Google Earth’de yakaladığım görüntü, bir ölümün olay yeri incelemesini gösteriyordu Videonun sonundaki o görüntüye, iyi bildiğim bölgeyi harita üzerinde gezerken denk geldim ve video olarak kopyaladım. (Ne var ki o video bu blogda yok, keza hesap türüm nedeniyle video yükleyemiyorum fakat adıma olan diğer sosyal mecralarda video mevcut)

Ne var ki aynı bölgenin benim için bir başka anlamı var, görüntüdeki ceset ve etrafındaki yetkililer birkaç yıllık bir anımı hatırlattı, 2018 yılında tam da orada şahit olduğum paranormal bir olayı…

Başıma geleni anlatmadan ne yaşadığımın daha iyi anlaşılması için önce coğrafyayı tarif etmeliyim.  Videoda gördüğünüz yer, Peru’nun başkenti Lima’nın göbeği sayılabilecek bir konumdaki Chorrillos Dağı. Şehirden bu bölgeye geçince her yer ıssızlaşır, şehir görünmez olur ve etrafınızda ot, ağaç, hayvan, insan, yapı hiçbir şey kalmaz, kupkuru ve sapsarı bir dağ ve okyanus. Tıpkı Eyüp Kitabı’ndaki ‘Tanrı’ın Unuttuğu Topraklar,” tarifi. Birinin gözünü kapatıp oraya bırakın, gözünü açtığında bir şehrin göbeğinde olduğuna asla inanmaz, çölün derinliklerinde kaybolduğunu zanneder.

Herradura Plajı

Chorrillos Dağı’na dikkatli bakarsanız solda ve sağda iki koy ortada da sarp ve keskin uçurumlar görürsünüz. Soldaki koy Herradura Plajı. Asfalt yol plaja kadar gelir ve biter. İnsanlar oraya denize girmeye, kafeteryalarda vakit geçirmeye ve sörf yapmaya gelirler. Herradura’dan sonra denizle dağ arasındaki bir patikada ancak yaya ilerleyebilirsiniz ve burnu dönünce sizi devasa bir ıssızlık ve ürpertici okyanus dalgalarının sesi bekler, hatta Lima şehrinde olduğunuzu dahi unutursunuz.

Ben de çok önceden o dağın eteğinden yürüyüp şehrin öbür tarafındaki gecekondu mahallesinden çıkmayı kafaya koymuştum. Lima’da bulunduğum günlerden birinde sırt çantama yiyecek ve içecek bir şeyler koyup taksiye binip Herradura Plajı’na gittim. Tahminim iki saate yakın bir yürüyüş olacaktı. İnerken sürücü geri dönüp dönmeyeceğimi sordu, dağın çevresinden yürüyüp öbür taraftaki La Chira’ya gideceğimi ve oradan bir taksiyle merkeze döneceğimi söyledim. Sürücü ansızın dehşete kapıldı ve anlamadığım İspanyolca dilinde bir sürü itiraz cümlesi sıraladı. Fazla aldırmadım. Plaj o gün epey kalabalıktı, gençler sahilde şarkı söylüyor, dans ediyorlardı, kafeteryalar tıklım tıklımdı, plajın dağa yakın saki kısmındaysa on kadar sörfçü genç görünüyordu. Kalabalıktan çıkıp Chorrillos’un sarp burnuna giden patika yola girdiğimde haliyle en son sörfçülerle karşılaştım. Birkaçı tuhaf tuhaf yüzüme baktı, içlerinde biri nereye gittiğimi sordu. Taksi şoförüne söylediğimi onlara da söyledim. Gençler İngilizce olarak çok tehlikeli olduğunu, tek başıma ileriye gitmemem gerektiğini söylediler.

Harradura Plajı

Şimdi burada bir parantez açayım. Bunca itiraza neden aldırmadığımı açıklamam lazım. Atacama Çölü’nü köşe bucak gezmiş biri olarak adım attığım her yerde uyarılmaktan bıkkınlık gelmişti;  aman o mezarlığa girme, sakın kasabanın dışına çıkma, asla o sahilde güneşlenme, akşam dışarı çıkma vs…. Tehlikenin ne olduğu sorusuna somut bir yanıt vermeden tekinsizlikten bahsedip üstü örtülü cin şeytan gibi kavramlara göndermeler yapmaktan başka bildikleri bir şey yoktu.  Sonradan Atacama’daki şehir ve kasabalarda yaşayan insanlarda nesilden nesile aktarılan çöl efsanelerinin birer korku unsuruna dönüştüğüne karar vermiştim, keza tek başıma mezarlıklarını gezmiştim, dağlarında tepelerinde dolaşmıştım, ıssız çöl kumsallarında güneşlenip uyumuştum, gece ıssız sokaklarda yürümüştüm ve başıma kötü hiçbir şey gelmemişti.  Üstelik çöl insanları temiz kalpli iyi niyetliydi, defalarca bunu deneyimlemiştim. Çöl psikolojisiydi işte! Hatta bu konuyu genişçe işediğim bir bloğum da var: https://mehmetmollaosmanoglu.com/2019/03/09/issiz-colde-lanetli-sato-gatico-evi-sili/

O yüzden uyarılara teşekkür edip yoluma devam ettim.

Herradura Plajından sonraki ıssızlığın başlangıcı

Plajın bulunduğu koydaki patika yolda yürüyerek sarp yamaçların başladığı buruna gelip köşeyi dönünce ne yalan söyleyeyim ister istemez ürperdim. Gerçekten daha önce gittiğim hiçbir yere benzemiyordu. Sağ tarafımda kayalara vuran coşkulu okyanus dalgaları vardı, solumda ise set gibi yükselen koyu kahverengi kayalık sırt, hiçliğin tam içine düşmüştüm. Dağın arkasının Lima olduğunu düşünmek de işe yaramıyordu, âdeta Mars’ta veya okyanusu olan bir uzak gezegende tek başımaymışım hissi. Bu defa pişman olur gibi oldum ama gerilimden çabuk sıyrıldım; ıssızlığın, vahşiliğin, ilkelliğin tadını çıkarmak için iyi bir fırsattı. Daha önce defalarca kendimi çölün tekinsizliğine bırakmış keyif almıştım, yine aynısını yapmakta sakınca yoktu.

Dağın öte yakası

Sağımda solumda düzgün yüzeyli, plakalar halinde yükselen acayip kayalıkların arasında bir süre yürüdüm. Etrafta sadece okyanus kokusu ve uğultusu vardı. Sonra birden onu gördüm!  Yüz metre ileride biri, patikanın devamında değil, biraz üstündeki kayalık yamaçtaydı. İnsana benziyordu fakat anatomik olarak pir parça farklıydı, boyu çok uzundu, kolları diz seviyesinin altına iniyordu ve ağır hareket ediyordu. Detaylı tanımlamam imkânsız. Kaskatı kalakaldım. O da beni fark etti ve birden elindeki cam ya da ayna gibi bir şeyi üzerime tuttu.

Bu hayatımda yaşadığım en büyük panikti işte. Uzaylı mıydı, insanımsı evrimleşmemiş bir varlık mıydı neydi? Arada mesafe vardı ve ayrıntıları bütünüyle seçmeme engeldi, hatta telefonum elimdeydi, anlık şaşkınlığım nedeniyle fotoğraf almanın aklıma bile gelmemesine şimdi hayıflanıyorum, o andaki psikolojimle sadece kaçıp geri dönmeye odaklandım, ne kadar bir sürede gerçekleştiğini bilemesem de insanüstü bir güçle koşup sarp burundan emniyetli körfez bölgesine geri dönmeyi başardım. Soluk soluğa kalmıştım. Sörfçüler görüş alanıma girince de sakinleştim.

Arada aklıma gelir düşünürüm, gördüğüm neydi acaba? Bir tek şeyden eminim, asla halüsinasyon değildi.

 İşte Google Earth’de karşıma çıkan bu görüntü eski anımı ve duygularımı tetikledi fakat merak da etmedim değil; acaba o yerde yatan zavallının başına ne geldi?

#peru gezi rehberi Adalet Sistemi Alanya Alanya Belediyesi Alanya Emlak Antofagasta apartman Ari Irkı Atacama Çölü Ataerkil Ata Mezarlığı avukat Baktriya Baykal Gölü bilinç bilinçötesi Birin Yasası bolivya fantastik roman Felsefi Roman Gerilim Fantastik Roman Göktürk Kaderler Tableti Kaderler Tableti alıntı Kitap yorumu Kitap özeti Kurgu roman Mehmet Mollaosmanoğlu mehmet mollaosmanoğlu kitapları Orta Asya Orta Asya Roman peru Peru seyahat Roman Alıntıları Roman Alıntısı Roman özeti Sami Irkı Samiler Türk Edebiyatı Türk romanı çark Şili Şili gezi rehberi Şili gezisi Şili Seyahat